Kolombiya Gezi notlarım

90 gün boyunca Kolombiya’da birçok yer gezdim ve daha görülecek çok yer var. Gittiğim her yeri çok sevdim.

Kalış süremi mi uzatmalıyım yoksa yola devam mı demeliyim diye çok düşündüm. En sonunda da nasılsa yine gelirim diyerek yola devam etmeye karar verdim 😄

Çok güzeldi gittiğim her yer. Düşündüğümden birkaç gün daha fazla kaldığım birçok yer oldu. Gittiğim her yer favorim, bu yüzden hepsinden bahsetmeye değer.

Kolombiya rotam bu akışta gerçekleşti. Tecrübe ettikten sonra farkediyorum ki daha da iyi olabilirdi 😄

Monseratte Tepesinden görünüş

 

Cancun’dan Bogota’ya geldim ve birkaç gün kaldıktan sonra, 17 Şubat’ta yola çıktım.

Gezi notlarım Medellin’den En Güzel Kolombiya Kasabalarına yazımda. Doğrudan fotoğraflara ulaşmak için tıklayınız: Guatapé, Santa Fe de Antioquia, Jerico, Jardin, Salento, Cocora Vadisi.

Tuz Katedrali

Bogota’ya 7 Mart’ta dönüp şehirde bir kaç gün geçirdim. Bu günlerin birinde şehrin bir saat kadar dışındaki Zipaquira’ya gittim, Tuz Katedralini görmeye. Zor koşullarda çalışan işçiler onuruna yapılmış olan bu anıt katedral yer altında 200 metre derinliği olan madenin içinde.

Ve sonra kuzeye doğru gittim ve Villa de Leyva, San Gil, Baranchira, Guane’yi gezdim, yamaç paraşütü için El Cañón del Chicamocha’ya gittim. Bogota’ya dönüş yolunda Guadalupe’ye de uğradım. Gezi notlarım Bogota’dan En Güzel Kolombiya Kasabalarına yazımda.

 

Outlanders Colombia’nın 4 günlük Guainía / Mavecure turu için tekrar Bogota’ya döndüm. Bogota’dan Satena havayolları ile Puerto Inírida gittim, ki dönüş yine Bogota’ya.

 

Puerto Inírida

 

Guainía Kolombiya’nın doğusunda, Venezuela ve Brezilya’ya sınırı olan ve Amazon bölgesine çok yakın bir eyalet.

Puerto Inírida … Çok yoğun bir liman .. İlk gece şehirde uyuduk ve ertesi sabah limandan kanoya atlayıp Mavecure’ye doğru yola çıktık.

Tüm yiyecek ve çadırlar ve gerekli tüm ekipmanlar kanoyla birlikte geldi. İkinci gecemizde burada kamptaydık …

Mavecure tepesine tırmanıp bu uçsuz bucaksız ormana baktığım anda Amazon’un ne demek olduğu anladım. İnanılmaz değil mi?

 Arkamdaki iki tepe, Mono ve Pajarito.

 

Diğer gün Caño de San Joaquín’de yüzmeye gittik …ve ben en mucizevi  görüntüyle karşılaştım. İnsanın gözünü alan bembeyaz kumlardan, sarıdan başlayıp derinleştikçe koyulaşan sulara, inanılmaz bir manzara.

Sudaki renklenmeyi ağaçlardaki  mineraller sağlıyormuş… Amazon bölgesindeki bazı nehirlerin bu renklere sahip olduğunu bilmiyordum. Fotoğraf çektikten sonra yüzmek için suya atladık. İlk başta biraz garip hissettim ama sonra alıştım. 9’umuz çok eğlendik… Birkaç dakika sonra biz hala sudayken başlayan çok şiddetli yağmurla keyfimiz daha da arttı.

Yağmurdan hemen önce 😀

 

Sonraki gün yakındaki bir köye kısa bir ziyaretimiz oldu… Tura katılan bazı arkadaşlar köy çocuklarına defterler ve kalemler getirmişler. Hem onları verdik, hem de bazılarımız köy meydanında çocuklarla futbol oynadılar.

Son günümüzde kuzey tarafa gittik, ‘doğunun akan yıldızı’ adı verilen bölgeye. Bu ad, Atabapo ve Guaviare nehirlerinin muazzam suları nedeniyle verilmiş. Bu 2 nehir bir araya geliyor, bir süre sonra da  Orinoco’ya dökülüyor. Orinoco, Venezuela Amazonlarındaki bir başka büyük nehir.

ve Playa Blanca’ya yüzmeye gittik.

Yine önce fotoğraflar çekildi ve sonra suya girdik.  2 tekne ile gelmiştik ve diğer teknedeki kişilerle henüz tanışmamıştık. Onlar aralarında sohbet ediyordu, biz aramızda. Birazdan birisinin “Türk müsün” dediğini duydum.  Öyle şaşırmıştım ki. “Evet” dedim ve sordum, “Sen?” “Yok, o Türk” diye erkek arkadaşını gösterdi. İnanılır gibi değil… Kız arkadaşının anne ve babası ile arkadaşları da oradaydı. Sohbete birlikte devam ettik. Anne ve babası da şaşkınlık içindeydiler, ‘ne kadar inanılmaz bir tesadüf, 2 Türk taaa buralarda sahilde buluşuyor’ dediler 😄

Bu, Outlanders Colombia Turizm ile ilk maceramdı (ikincisi Amazon Colombia Vaupes)

 

Bu gezide tanıştığım arkadaşlarımdan 3ü beni evlerine davet ettiler ve ben de gezi sonrası hepsini ziyaret ettim.

İlk ev ziyaretim Vitoa’ya oldu. Türk arkadaşım ve ailesi beni yazlık evlerine davet etmişlerdi. Çok güzel bir haftasonu geçirdim … Türkçe konuşmayı ne kadar özlediğimi fark ettim.

İkinci ev ziyaretim Vitoa’dan sonra Pereira’ya oldu. ‘6 aylık yolculuktan sonra yorgun olmalısın, gel ve dinlen’ diyen arkadaşımı ziyaret ettim. Vaupes gezime kadar olan 2 hafta süreyi onlarla geçirdim. Aslında 1-2 gün kalır sonra bir hostele geçerim diyordum. Hem dinlenecek hem de İspanyolca dersleri alacaktım. Ders için bir öğretmen konusunda yardımcı oldular ve onlarla kalabileceğimi söylediler. Bu şekilde planlamamıştım, ama sonunda 12 Nisan’a kadar onlarda kaldım… Bu arada Pereira’dan 2 günlüğüne salsanın beşiği Cali’ye gittim. Bir akşam hosteldeki arkadaşlarla salsa klubüne gittik. Hem izledik, hem de öğrenmeye çalıştık. Meksikalılar gibi Kolombiyalılar da dansın içine doğuyorlar. Küçük yaşta evde annelerinden öğrenmeye başlıyorlarmış…

Üçüncü ev ziyaretimde ise Bogota’da oldu. Vaupes gezim için 12 Nisan’da Bogota’ya döndüğüm geceyi arkadaşımın evinde geçirdim. Gerekli eşyaları sırt çantama koydum ve diğer her şeyi evde bıraktım. Sabah 4’de kalkmam gerekiyordu. Tabi o da kalktı, bana taksi çağırdı ve yolcu etti.

13-20 Nisan 2019 günlerindeki Amazon Colombia Vaupés keşif gezisi hayatımın en büyük macerası oldu, şimdilik 😄

Yolculuktan çok yorgun dönmüştüm. Yine aynı arkadaşımın evine gittim. Bu defa 2 gece kaldım. Dinlendim, çamaşırlarımı yıkadım. Bu defa sırt çantamı orada bıraktım, küçük bir valizle yola çıktım. Kolombiya’nın bazı turistik kasabalarına gitmek için önce kuzeye, Santa Marta’ya uçtum. Bir gün Santa Marta ve bir gün Minca’yı gezdikten sonra Kolombiya’nın, ve aynı zamanda Güney Amerika kıtasının en kuzey ucu olan La Guajira’yı görmek için bir tura katıldım.

 

La Guajira

Tam bir coğrafya şoku. Yemyeşil Amazonlardan sapsarı Karayip çöllerine. Nehirden yollardan kumların savrulduğu çöl yollarına.

Yolculuk 4×4 jeepte, 5 kişi ve rehber şoförümüz Juaquin ile Riohacha’da başladı.

İlk durağımız, çöldeki tuz göllerini ziyaret ettiğimiz Manaure’du.

Uribia’ya doğru devam ettik … burada rüzgar çok kuvvetli.

Öğle yemeği için Cabo de la Vela yakınlarındaki kamp yerimize geldik, 1.gecemizde buradayız.

 

 

Burada hamaklarda uyuduk. Çok keyifli. Kahvaltıdan sonra gezdiğimiz bu muhteşem yerlerde ben sürebilmiş ve istediğim her yerde durabilmiş olmayı çok isterdim. Tek kelimeyle muhteşemdi.

Burası Faro Punta Gallinas’a çok yakın, çöl gezimiz sonrası buraya öğle yemeğine geldik. Daha sonra Dunas de Taroa’yı görmek için Playa Taroa’ya gittik.

 

 

Ertesi sabah ülkenin ve kıtanın en kuzey ucuna adım atmak için Faro Punta Gallinas’a gittik.

O geziyi hep hatırlayacağım … Çok heyecan vericiydi.

 

Palomino Plajında gün batımı

 

Cartagena’ya gidiş yolunda ilk durağım akşam üstü ulaştığım Palomino. Bu en güzel günbatımı ve güzel bir sabah kahvaltısı sonrası Tayrona Parkı.

Karayip Denizi’ndeki Tayrona Park yerli halklara ait, parkı turizme açmak için hükümetle anlaşmaları var. Giriş ücreti kısmen onlara gidiyor. Her yıl park, bir aylığına, genellikle Şubat ayında kapatılıyor, yerli halkın bir aylık özgürlük süresi. Ben oradayken köylerden birinin bu yıl köyü turiste açmak istemediğini öğrendim. Yani sadece bir köy alanı açıktı.

Plajlarda çok güzel kamp alanları var. Kiralık çadırlar ve hamaklar var. At binme imkanı var. Burada çok keyif aldım … bütün gün yürüdüm, kumsalları gördüm, yüzdüm ve ata bindim. Ama gece, merdivenleri görmeyerek birkaç basamağın üstüne yüz üstü kapaklandım, bacağımın halini gördüğümde bayılmak üzereydim. Çok korktum. Beni hemen farketmişler, daha yerdeyken hemen yanıma birisi geldi, kaldırdı, hemşireyi çağırdı. Kamp hemşiresi ve diğerleri benimle ilgilendi. Pansumanım yapıldı. Geceyi rahat geçirmem için beni çadıra aldılar ve ağrı kesici verdiler. Rahat bir gece geçirdim. Sabah çok iyiydim. Yaralar büyük… Zaman içinde geçecek.

Ne enteresan, daha bir gün önce Palomino’daki hostelde, kahvaltı sırasında çok tatlı bir çiftle tanışmıştım. Çöl gezisinde aldığım kaktüs meyvesini yerken onlara da ikram etmiştim ve uzun uzum sohbet etmiştik. Kendisi dahiliye doktoru, eşi helikopter pilotu. Gezmeyi çok seviyorlar. Türkiye’yi çok seviyorlar, balayına Türkiye’ye gelmişler. ve o sabah Palomino’dan Baranquilla’ya gidiyorlardı ve Tayrona Park yollarının üstünde olduğu için beni kapıya bırakmışlardı. Türkiye’ye bekliyorum diyerek vedalaşmıştım. Ve ertesi sabah bir fotoğraf ve mesaj gönderip tavsiyesini soruyordum.

 

Cartagena

 

Ertesi gün bu yaralarla son durağım olan Cartagena’ya gittim. Bu şehir tüm yıl boyunca çok sıcak! O kadar sıcak ki yaralarıma hiç iyi gelmedi ve ben uçak biletim nedeniyle 3 gün burada kalmak durumundaydım. Otelim sur içindeydi. Şehrin aşırı turistik kısmı. İlk gün free walking tura katılmıştım ancak daha turun başında otele döndüm. Ertesi gün Rosario adaları turuna katıldım, mutlaka git görmeden gelme dedikleri için ama hiç beğenmedim. Zaten yaralarım nedeniyle keyfim de yoktu. Yine en güzeli sur içi. Cartagena’ya bir daha gelir miyim? Hayır 😄

 

Bogota’ya döndüm. Yine arkadaşımın evinde kaldım ve sabah erkenden ona hoşçakal diyerek Pasto’ya gitmek için yola çıktım.

Karayip sıcağından Andes soğuğuna.

 

Pasta ve Cocha Gölü

Cocha Gölü, Pasto

Bu gölü ve etrafında kurulu kasabayı 5 Mayıs’da ziyaret ettim. Yağmurlu ve soğuk bir gün olsa da burayı gezmekten büyük keyif aldım. Çok sevimli evler ve köprüleriyle, tipik Kolombiya restoranları ve dükkanları ile çok güzel bir yer. Bot kiralayarak gölü ve Corota Adasını gezmek mümkün. Eminim güzel havalarda harikadır. Hava şartları nedeniyle göl gezisinden hoşlanmadım ama gölün ağzına kadar dere boyunca yolculuk şahaneydi.

 

Ipiales

Son durağım İpiales, çünkü burası Ekvator sınırına en yakın şehir.

Sabah çok erkenden Kolombiya’dan Ekvator’a kara sınırından geçeceğim için Ipialese’de terminale çok yakın bir oteli tercih ettim. Öğle saati civarında ulaştım ve sadece Las Lajas Basilica Kilisesini viyaret için vaktim vardı.

Guáitara Kanyonu’nun inşa edilmiş olan ünlü Las Lajas Kilisesi

 

Ertesi sabah Kolombiya’dan Ekvador’a kara sınırı geçişim nedeniyle gece biraz gergindim. Sabah alarmdan çok önce uyandım. Sınırı mümkün olduğunca çabuk geçmek istiyordum. Sabah 6’da Ipiales terminalindeydim, otelden 5 dakikada yürüdüm, 6.30’da gümrükteydim. Her 2 gümrükte de sıradaki üçüncü kişiydim. Oradan Tulcan otobüs terminaline taksiyle geldim. 7.30’da Tulcan’dan Quito’ya giden otobüse binmiştim. Artık rahatlamıştım ve bu kadar kolay geçtiğim için çok mutluydum.

May 8, 2019 ✌️😎

 

Yorum / Comment / Comentario

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.